KeyifKafe

RSS Haber Merkezi

Genel katogorisi içinde ÜLKE KİME KÜÇÜK GELİYOR? Konusu Hemen belirteyim vallahi ve billahi bana küçük gelmiyor. Ama birçok defa bu sözü duydum. Bu ülke bazılarına küçük geliyor. Çünkü onlar çok büyü...


Go Back   KeyifKafe > Muhabbet > Genel

Kayıt ol All Albums Üye Listesi Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 04-14-2007, 11:05 AM   #1 (permalink)
tcaner
Vip üye
Yasal UyarıDikkat Keyifkafe.net Bağımlılık Yaratır!
 
tcaner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4.249
Konular: 2266
Ruh Hali:
Karizma
Rep Gücü : 9
Rep Puanı : 310
Rep Seviyesi : tcaner is a jewel in the roughtcaner is a jewel in the roughtcaner is a jewel in the roughtcaner is a jewel in the rough

Casino cash: $673
Seviye: 48 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 1003 / 1432
Güç: 1416 / 6058
Deneyim: 76%
İletisim
ÜLKE KİME KÜÇÜK GELİYOR?

Hemen belirteyim vallahi ve billahi bana küçük gelmiyor. Ama birçok defa bu sözü duydum. Bu ülke bazılarına küçük geliyor. Çünkü onlar çok büyük! Türkiye’nin en güzel semtlerinde en güzel evlerinde yaşamışlar. Türkiye’nin hastanesinde doğmuşlar parkında oynamışlar okulunda okumuşlar. Ama şimdi Türkiye’yi beğenmiyorlar. Bir yerde civciv çıktığı yumurtayı beğenmezmiş ya onun gibi. Türkiye küçük geliyormuş. Beğendiğiniz bir ülke varsa ona bakalım. Kaç beden aramıştınız? Bol verelim büyüyünce de giyersiniz!

İşte o civcivlerin çoğunun hayâli Amerika’da veya Avrupa’da yaşamak. Maalesef bu ülkenin o kadar çok eksiği var ki. Öyle diyorlar. Çünkü Amerika’nın ve Avrupa’nın hiç eksiği yok. Hiç olur mu? Elbette olmaz. Adı üstünde “Amerika” “Avrupa”. Oralarda hiç işsizlik yok oralarda hiç sorun yok.

Hepsi de kollarını açmış “üçüncü dünya vatandaşı psikolojisinde birileri gelse de bir de onlara baksak” diyorlar. Ah bu ülkeyi küçük görenler ve bunu da yabancılara gururla söyleyenler keşke bunları söylediğinizde karşınızdakilerin gözlerini doğru okuyabilseniz. Çok isterdim. Keşke “ülkesini beğenmeyenler ve şikâyet edenler” hakkında neler düşündüklerini bilseniz. Emin olun hiç hoşunuza gitmezdi.

Galiba bir de şu var; “ben kendimi o kadar batılı o kadar batılı görüyorum ki; oralarda yaşamak istiyorum!” Bunun aslında şundan hiç farkı yok; “ben o kadar vicdanlıyım o kadar vicdanlıyım ki ülkemi korumak yerine vicdani red hakkı istiyorum! Ne birinde gerçek anlamda batılılık var ne de diğerinde gerçek anlamda vicdan! Ben de bâzen size o kadar kızıyorum o kadar kızıyorum ki tahammül edemiyorum.

Ben de bu doğduğum bu ülkeyi o kadar seviyorum o kadar seviyorum ki ne bu ülkeyi küçük görenlerin büyüklüğüne ne de askerliğe tepkisini vicdanına dayandıranların vicdanına inanamıyorum. Bu varit değil.

Kendi evinde bir şey yapamayan başka evde hiçbir şey yapamaz. Çok doğru bir sözdür; taş yerinde ağırdır. Biri hayattan korkup ülkesinin kendisine küçük geldiğini söylüyor diğeri askerlikten koruyor adına vicdan diyor. Hiç farkı yok. Nüfusunun yarısı et yiyemeyen bir ülkede vejeteryan olmak gibi. Asgarî ücretin beş katı paraya çizme giymek gibi. Bir semtte bir kız “aşık” olduğu için öldürülürken yandaki semtte bir başka kızın “cinsel özgürlüğün sınırı olmasından” şikâyet etmesi gibi.

Her iki görüş de bana biraz zorlama gibi geliyor. Formula 1’i nefes nefese seyretmek gibi ithal maden suyu içmek gibi Uzak Doğu veya Güney Asya tarikatlarına girmek gibi. Yapan yapsın ama hiç değilse yapmaya karışmasın.

Oldum olası bu ülkeden çekip gitme lâfları bana çok itici geldi. Belki bir süreliğine başka bir yerde yaşanabilir. Elbette bunun iş gibi eğitim gibi bir nedeni varsa ama dönülecek yer yine burası olmalı. Bâzen bu ülkeyi biraz dışarıdan bakıp özlemek gerçekten iyi oluyor. Ama bir daha bu güneşi görmemek bu toprağa basmamak ve bu rüzgârı koklamamak dehşet verici bir düşünce.

Ben de askere bayıla bayıla gitmedim. Hatta gideceğimden sadece bir hafta önce haberim oldu. Ama gittim. Kendi ülkemde bana ait olan orduya gittim. Babam da gitmişti dedem de gitmişti. Dedem gittiği için babam da gidebildi. Babam gittiği için ben de gidebildim. Ben gittim ve bu sayede benim oğlum da gidebilecek. Bunun için benim oğlum Kanada’da mülteci Fransa’da kaçak veya Amerika’ya göçmen olmayacak. Ülkesini de küçük görmeyecek vicdanını da ret etmeyecek.

Adını hatırlamıyorum. En az 70 yaşındaydı. İgman Dağlarından yağmur gibi bombanın yağdığı Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in odasının duvarlarının kurşundan deliş deşik olduğu yıllardı. 70 yaşındaki ihtiyar teyze üç duvarı yıkılmış ve çatısı iki direkle desteklenmiş bir evde yaşıyordu. Ön cepheye gerdiği naylon belki soğuğu kesmiyordu ama yağmuru yavaşlatıyordu. Naylonun önü bahçeydi.

Buraya gittiği lahanalar ile savaşın bitmesini bekliyordu. Çiçek de dikmişti. Az ileride düşen top mermisinin açtığı çukura ise “gülcük” diyordu toprak gül yaprağı gibi fışkırdığı için. Evi tahammülü kalmayanların atlayarak intihar ettiği ve adını buradan alan intihar gökdelenine yakındı. İgman’daki keskin nişancıların salvo atışında Boşnakların yüzlerce kayıp vererek ittiği konteynerle ateşe kapatılan su yoluna ise çok uzaktaydı.

“Teyze” dedim “gitsene buralardan. Kimin kimsen yok mu senin? Varmış çoğu akrabası güvenli ülkelere gitmiş. “Ama ben gitmem” dedi. “Toprağımı da vatanımı da bırakmam. Ölürüm buraya gömerler. Yine benim kalır”. Toprağım dediği yer evi ve bahçesi beraber kırk metrekareydi. Vatanı ise taşın üstünde taş kalmayan Bosna! Bosna ona küçük gelmedi. Bir daha yüzünü görmediği hiçbir oğlunun vicdanı ise Bosna’dan gitmesine müsaade etmemişti.

Adı galiba Cevdet’ti. Yakışıklı kalıplı güleryüzlü. Traşlı temiz sempatik. Mükemmel bir İngilizcesi vardı. Karşılaştığımız yere Selahaddin’deki IKDP karargâhına sanki ışınlanmış gibiydi. Londra’da yaşamış hatırladığım kadarıyla 20 yıl. Derken Birinci Irak Savaşı olmuş. Kuzey Irak’ta IKDP etkinlik kazanınca doğrudan IKDP’nin Londra Temsilciliği’ne gitmiş ve görev almak istediğini söylemiş.

Onlar da Cevdet’i sekreter olarak IKDP karargâhına göndermişler. Cevdet işi bırakmış eşyalarını toplamış Selahaddin’in yolunu tutmuş. Ne verilen işe dudak bükmüş ne de kaç para alacağını sormuş. “Mutlu musun” diye sordum. “Henüz tam değil” dedi gülerek. “Ama” dedi “ileride daha mutlu olacağıma inanıyorum” dedi. “Benim ülkem bana küçük” demedi. “Ben bu ülkeye sığmıyorum” demedi. Demezdi çünkü onun da vicdanı müsaade etmezdi.

Arnavutluk’ta iç savaş yeni bitmişti. Sokaklarda kalaşnikof kovanları vardı. Enver Hoca’nın istibdadının ardından yaşanan buhran minicik zayıf ve fakir ülkeyi iç savaşa sürüklemişti. İç savaş bittiğinde sokakta işportacılık yapan generaller vardı. Kaldığım otelin lobisinde tanıştığım adama neden başka ülkeye kaçmadığını sordum. Bana öyle hayretle baktı ki tarif edemem.

Tiran’daki Nurettin Gorçe Komando Tugayı’nın cephanesi bitince isyancılara ve yağmacılara karşı süngü ile savaş verdiğini anlattı ve “bu ülke durdukça ben başka ülkede ne yapayım” dedi. Nurettin Gorçe Komando Tugayı’ndaki askerlerin de vicdanı vardı onun da. Karşı kıyıdaki İtalya’yı biliyordu. İtalya çok güzeldi ama “vatan” değildi. Lâf aramızda Nurettin Gorçe Komando Tugayı’nın eğitimcileri de Türk subaylardı.

Adı herhâlde Horst’tu geçmiş zaman. Hayattaki sürprizler onu Ankara’ya sürüklemişti. Tarım uzmanıydı ve galiba Tarım Bakanlığı’na danışmanlık yapıyordu. İyi bir işi ve güzel bir maaşı vardı. Sonra iki Almanya birleşti. Bana Almanya’ya döneceğini anlattı “Almanya’nın bana ihtiyacı olabilir” dedi. “Yahu koskoca Almanya. Sana mı ihtiyaç duyacak” dedim. Gülümseyerek baktı ve şöyle dedi; “ Ya duyarsa”.

Lisedeyken İranlı bir arkadaşım vardı Ali adında. Humeyni gelince ailesinin yarısı idam edilmiş. O yıllarda babası hâlâ hapisteydi. Ankara’da annesi ile yaşıyordu. İran’ı anlata anlata bitiremezdi. Her zaman özlerdi ve bir gün mutlaka İran’a döneceğinden söz ederdi. İran Millî Takımı ile gurur duyardı müziği ile de halısı ile de.

Geçenlerde de birisi bana Irak Büyükelçiliği’nin yolunu sordu. Iraklıymış Kapalıçarşı’da tezgâhtarlık yapıyormuş. Mesleği sağlık teknikerliğiymiş. Sefarete Bağdat’ta veya başka bir şehirde hastanede çalışmak için müracaat edecekmiş. “Çok tehlikeli biliyorum. Ama haberlerde Iraklıların hâlini gördükçe suçluluk hissediyorum” dedi.
Akıl kethüdalarına akıl kumkumalarına saygıyla arz olunur.
__________________



tcaner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-27-2007, 11:18 PM   #2 (permalink)
matador3141
Gümüş Keyifci
Yasal UyarıDikkat Keyifkafe.net Bağımlılık Yaratır!
 
matador3141 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 1.607
Konular: 81
Ruh Hali:
Karizma
Rep Gücü : 6
Rep Puanı : 312
Rep Seviyesi : matador3141 is a jewel in the roughmatador3141 is a jewel in the roughmatador3141 is a jewel in the roughmatador3141 is a jewel in the rough

Casino cash: $500
Seviye: 33 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 164 / 823
Güç: 535 / 4271
Deneyim: 95%
İletisim
Herşey bir yana ülkem bir yana. Bana deselerki Ülken için canını vereceksin Şu anda vermeye hazırım.................. değilki bazı kendini bilmezler gibi "burası bana dar geliyor" lafı bana çok ağır geldi. Ne demek bu yaaa. İnsan Vatanı oldukça özgür yaşar. Vatansız bir millet millet değildir.







matador3141 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
intuitionistic fuzzy küme teori Kolera Matematik 0 11-24-2008 10:40 PM
O Gelİyor O Kolera Din ve İslamiyet 0 11-21-2008 11:20 PM
BALİLİ GELİYOR!! tcaner Spor Haberleri 0 06-18-2008 02:49 PM
pkk silahlarının ülke ülke dağılımı tcaner Ateş Hattı 0 07-19-2007 07:39 PM
kıme konusuyorum canozum Komik Videolar 0 03-10-2007 09:54 PM


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:15 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO