KeyifKafe

2. dünya savaşı nedenleri ve sonuçları

Dünya Tarihi icinde 2. dünya savaşı nedenleri ve sonuçları konusu , II. DÜNYA SAVAŞI NEDENLERİ VE SÜRECİ 1. Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya yanılmış ağır koşullar içeren bir antlaşma imzalamak zorunda kalmıştı. 1919 yılında imzaladıkları Versay antlaşmasında haksız maddeler bulunduğunu idda ediyorlar ...


Go Back   KeyifKafe > Akademik > Dünya Tarihi

Kayıt ol All Albums Üye Listesi Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
  #1 (permalink)  
Alt 03-01-2007, 07:39 PM
Lincoln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Lincoln Lincoln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
işletmeci
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Bulunduğu yer: izmir
Yaş: 27
Mesajlar: 11.846
2. dünya savaşı nedenleri ve sonuçları

II. DÜNYA SAVAŞI NEDENLERİ VE SÜRECİ
1. Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya yanılmış ağır koşullar içeren bir antlaşma imzalamak zorunda kalmıştı. 1919 yılında imzaladıkları Versay antlaşmasında haksız maddeler bulunduğunu idda ediyorlar ve gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorlardı Versay’ı imzalayan Almanya 1920’lerde ekonomik güçlüklerle karşı karşıya kaldı. 1933’te
Adolf Hitler önderliğindeki Naziler iktidara geldi.(internet1) Hitler burada üç aşamalı bir strateji izlemiştir. Temel hedefi Alman ekonomisini düzeltmekti. 1. Dünya savaşı yenilgisi ve 1930 yılında gelen buhranların sonucunda ekonomi ciddi sıkıntılar içindeydi. Hitler izlediği ekonomi politikasıyla ekonomiyi kısa sürede kontrol altına aldı.
Ekonominin düzelmesinin ardından ilk adım Alman kara deniz ve hava kuvvetlerinin Versay antlaşmasında oluşan kısıtlamalardan kurtulması sağlanmıştır.
İkinci stratejik adım olarak Almanca konuşan nüfusun yaşamakta olduğu bölgelerin Alman topraklarına katılmasıdır(internet2). 1937 yılında Japonya ve Çin’e saldıran Almanya bir yıl sonra Avusturya’yı işgal etti. Daha sonra Alman asıllıların çoğunlukta olduğu Çekoslavakya’nın Sudef bölgesinde hakkı olduğunu ileri sürdü. Fransa İngiltere İtalya Çekoslavakya’yı Hitlerin bu isteğinde haklı olduğuna inandırdı ve 29 Eylül 1938’de yapılan Münih Antlaşmasıyla Sudef Almanya’ya bırakıldı. Ancak 6 ay sonra Hitler başkent Prag’ı bombalayacağını söyleyerek gözdağı verince Çekoslavakya Almanya’nın boyunduruğuna girdi(internet1)
Almanya’nın bir sonraki hedefi Polonya’ydı. Almanya 28 Eylülde Polonya’nın En önemli kentlerinden biri olan Varşova’nın büyük bir bölümünü ele geçirmiştir. Ayrıca Polonya’nın işgale uğraması Sovyetler Birliğini hareketlendirmiştir. Sovyetler Birliği de Polonya topraklarına işgale başlayınca Almanya Moskova da ek bir antlaşma imzalayarak (28 Eylül 1939’da) Polonya’yı aralarında paylaşmışlardar. Almanya Varşova dahil batıyı Sovyetler birliği Polonya’nın doğusunu almıştır.(internet3)
Almanya’nın Polonya’ya girmesi sonucunda İngiltere ve Fransa sözlerini tutarak 3 Eylülde Almanya’ya savaş ilan ettiler. Avusturya Kanada ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu ülkelerde Fransa ve İngiltere’nin yanında yer aldı. Böylece 2. Dünya savaşı başlamış oldu.
Alanya saldırısına karşı tehlikeli sayılabilecek yerlerin devletleri tedbirlerini almaya başlamışlardı. SSCB olası bir Alman saldırısına karşı 3 baltık ülkesinde tampon devletler oluşturmayı hedefledi ( Estonya Letonya ve Litvanya ). Fransa Alman sınırında Maginot savunma hattını kurdu. Belçika savaşa girmediği için Almanlarla hiç karşılaşmadı.
1940 Nisan’ında AlmanlarNorveç’e saldırdı.” Amaçları denizaltıları için üsler kurmak ve İsveç’in kuzeyindeki madenlerden çıkartılarak denizyoluyla Norveç’in Narvik limanına getirilen demire el koymaktı”.(internet1) Alman birlikleri gemilerle geldi ve bir bölümü hiçbir engele karşılaşmaksızın Norveç kıyılarına çıktı. Bir bölümü de İngiliz deniz güçleriyleiki tarafın da eşit kayıplar verdiği sert çatışmalara girdi. Ama Almanlar kısa sürede Norveç’te Müttefikler’in asker çıkarma girişimlerini önleyebilecek hava üsleri kurdular. Norveç 9 Haziran’da teslim oldu.Almanlar’ın nisanda saldırdığı Danimarka da pek az direnebildi.
10 Mayıs 1940’ta başlayan Alman saldırısıkısa sürede BelçikaHollanda ve Lüksemburg’un işgaliyle sonuçlandı. İngiliz ve Fransızların yardıma gelmesi fayda vermedi Alman orduları onları da püskürttü. 13 Mayıs’ta Sedan’da Alman tankları Meuse Irmağı’nı geçti ve Fransa’nın içlerine doğru ilerledi. Hollanda 14 Mayıs’ta teslim oldu. Alman tankları kuzeye kıyıya doğru ilerledi ve geri çekilen Müttefikler’in önünü kesit. Belçika 27 Mayıs’ta teslim oldu.
Belçika’da sıkışıp kalan İngiliz ve Fransız birlikleri büyük kayıplar verdi. İngiliz deniz güçlerinin yardımıyla Dunkerque kıyılarından 346 bin kadar Müttefik askeri kurtarıldı; ama silah araç ve gereçler geride bırakıldı.
14 Haziran’da Almanlar Paris’e girdiler 22 Haziran’da da Fransızlar ateşkes antlaşmasını imzaladılar. Alman güçleri Kuzey Fransa’yı ve bütün Atlas Okyanusu kıyılarını işgal etti. Mareşal Henri Philippe Petain Vichy’de Almanlar’ın denetiminde bir hükümet kurdu. İngiltere’de bulunan General Charles de Gaulle savaşın sonuna kadar varlığını koruyan Özgür Fransa Hareketi’ni kurarak işgalcilere karşı direnişe geçti. İngiltere’de ayrıca ‘özgür’ Polonya Norveç Belçika Hollanda ve Çek askeri birimleri de oluşturdu.
Hitler bir sonraki hedef olarak İngiltere’yi seçti. Alman hava kuvvetleri Güney İngiltere’deki havaalanlarını ve limanlarını her gün bombalamaya başladı. İngilizler’in kesin direnişiyle karşılaşan Almanlarardından Londra’yı ve İngiltere’nin iç bölgelerindeki kentleri de bombaladı. Bu baskınlar pek çok sivilin ölümüne ve büyük zarara yol açtı. Buna karşılık İngiliz hava kuvvetleri de Fransa ve Belçika limanlarında askerleri Manş Denizi’nden geçirmek üzere toplanmış Alman gemilerini batırdı. İngiltere göklerinde Ağustos-Ekim 1940 arasında yapılan üstünlük savaşından sonraAlman hava saldırıları gece bombardımanlarına dönüştü; 1941 ortalarına kadar İngiltere’deki kentler yoğun hava akınlarının hedefi oldu. Haziran 1940’tan sonraki bir yıl içinde yaklaşık 43 bin sivil yaşamını yitirdi;50 bin kişi ağır yaralandı.


Almanya SSCB’ye Saldırıyor:

Hitler’in SSCB ile 1939’da yaptığı saldırmazlık paktının asıl amacı Almanya’nın aynı hem batıda hem doğuda savaşmak zorunda kalmasını önlemekti. 1940’ta Alman orduları Fransa’yı göçertip İnglizler’i Avrupa’dan sürünce Hitler SSCB’ye saldırmaya karar verdi. Hızlı bir harekatla SSCB üzerinden Ortadoğu’ya inmeyi tasarlamıştı. SSCB’ye saldırı Napolyon’un 1812’deki başarısız Rusya seferinden bir gün önce 22 Haziran 1941'de başladı. Finlandiya Bulgaristan Macaristan ve Romanya da SSCB’ye savaş açtılar. Savaş başlangıçta Almanlar için oldukça olum gelişti. Almanlar sonbaharda Leningrad kentine aralık ayında da Moskova’nın banliyölerine ulaştılar. Daha güneyde de Don Irmağı ağzındaki Rostov kentine ulaştılarama kış gelince Alman birlikleri yorulmuş savaşma güçleri azalmıştı.
Ardından SSCB’nin karşı saldırısı başladı. Hitler’in tasarılarında bu harekatın kış gelmeden tamamlanması öngörüldüğü için Alman askerlerinin giysileri soğuk kış günlerine uygun değildi. Büyük kayıplar verdiler ve SSCB’nin içlerinde tutunabilmelerine karşın başlangıçtaki güçlerini bir daha kazanamadılar.
1942’de Hitler Karadeniz ile Hazar Denizi arasında bulunan Kafkasya petrol yataklarını ele geçirmeyi hedefledi. Bir Alman ordusu ağustosta Maykop’taki petrol merkezine ulaştı. Daha kuzeydeki Stalingrad kentine yönelik saldırıları ise başarısız oldu. SSCB birlikleri kenti sonuna kadar savundu ve kış bastırınca karşı saldırıya geçtiler. 250 bin kişilik Alman ve Romanya birliklerini kuşattılar ve Şubat 1943’te bu birlikler teslim oldu. SSCB’nin 2. Dünya Savaşı’nın en büyük kara çarpılmasındaki başarısı Almanlar’ı Kafkasya’dan çekilmek zorunda bıraktı. 1943 yazı başlarken SSCB orduları Almanlar’ı geri sürdü ve 1944 başında Polonya’ya çok geçmeden de Romanya’ya girdi. Bu savaşta SSCB büyük yıkıma uğradı ve yaklaşık 20 milyon insanını yitirerek 2. Dünya Savaşı’nda en çok can veren ülke oldu.
ABD Savaşa Giriyor
ABD savaşta tarafsız kalmasına karşın İngiltere’ye destek sağlıyordu. Örneğin 1940’ta ABD deniz kuvvetlerinin 50 destroyerini İngiltere’ye ödünç vermişti.
7 Aralık 1941’de Pazar günü sabah saatlerinde Japon uçak gemilerinden havalanan 360’ın üzerinde savaş uçağı Hawaii Adaları’ndaki Pearl Harbor deniz üssünde bulunan ABD savaş gemilerine saldırdı. Japonlar bombaladıkları sekiz savaş gemisinden altısını batırdı ya da çalışamaz duruma getirdi; ama üssü kendisi pek zarar görmedi. Uçak gemileri o anda başka bir yerde olduğu için bu saldırıdan kurtuldu. Bu olay üzerine ABD kongresi 8 Aralık 1941’de Japonya’ya üç gün sonra da Almanya ve İtalya’ya savaş ilan etti.

Pearl Harbor baskınıyla aynı gün Formoza’dan kalkan Japon uçakları Filipin Adaları’na saldırdı. Bu adalar daha sonra Japon birliklerince işgal edildi. General Douglas MacArthut komutasındaki ABD ve Filipin güçleri yenildiler ve bölgeyi boşaltmak zorunda kaldılar. Japonlar 1942 Mayıs’ında Filipinler’i ele geçirdiğinde 36 bin kadar asker ve 25 bin sivili esir aldı. Japonlar saldırını sürdürerek ABD’den Guam ve Wake adalarını İngiltere’den de Hong Kong’u aldılar. Japon askerleri Taylan üzerinden hareketle Malaya’yı da işgal etti ve yarımadanın alt bölümlerine Singapur’a doğru ilerlediler; Singapur 1942 Şubat’ında teslim oldu. Daha sonra Saravak Brunei Borneo Timor Cava Sumatra Selebes Yeni Britanya Solomon Adaları Yeni Gine’nin doğusu Gilbert Adaları da Japonya’nın eline geçti. Buraları savunmaya çalışan Müttefik deniz güçleri büyük kayıplar verdi askerlerinin pek çoğu öldü ya da esir edildi.
Bu saldırılar sonucunda Japonya Güney doğu Asya’nın denizden ulaşımını denetleyen adaları ele geçirdi. Japonlar ayrıca Çin Hint ve Taylant’dan geçerek Birmanya’yı da işgal etti ve oradaki İngiliz birliklerini Hindistan’a çekilmek zorunda bıraktılar. Güneydoğu Asya’da kurdukları üslerden Avustralya’ya hava saldırıları düzenlediler.
Batıdaki Deniz Savaşları:
Savaş başladığında İngiltere ve Fransa’nın güçlü donanmaları vardı. Alman donanması ise daha küçük olmakla birlikte modern ve etkiliydi. Uçak gemisi yoktu ama güçlü savaş gemiler ve hızla artan denizaltı gücüyle ticaret gemilerine büyük zararlar verebiliyordu.
Akdeniz’e İngiliz deniz gücünün üstünlüğü sayesinde asker ve erzak taşıyan düşman gemileri batırılarak Kuzey Afrika harekatına yardımcı olundu. Ne var ki İngiliz donanması da Alman Denizaltıları’nın ve kıyıda üslenmiş savaş uçaklarının yarattığı tehlike yüzünden İngiliz gemileri Batı Çölü’ndeki savaş için gerekli desteği Cebelitarık Boğazı ve Akdeniz’den getirmek yerine çoğunlukla Ümit burnu ve Süveyş kanalı yolunu izleyerek sağladılar.
Durmaksızın bombalanan Malta yalnızca denizaltılar ve küçük gemilerce kullanılabiliyordu. Bu yüzden İngilizler’in ana deniz üssü Mısır’da İskenderiye’deydi. Zaman zaman Alman savaş gemileri Müttefik ticaret gemilerine saldırmak üzere Atlas Okyanusu’na açılıyordu. Daha sonra da ticaret gemisi görünümde silahlandırılmış gemiler göndermeyi sürdüler.



Atlas Okyanusu’ndaki asıl savaş Alman Denizaltıları’yla oldu. Bu savaş gece gündüz durmaksızın sürdü. Müttefikler’inasker savaş araç ve gereçleri de taşıyan ticaret gemileri konvoylar oluşturarak savaş gemilerinin koruması altında yol alabiliyorlardı. Uçak gemilerinden ve kıyıdaki hava üslerinden kalkan savaş uçakları da deniz savaşlarına katılıyordu ama Alman Denizaltıları’na engel olmak çok güçtü. Savaş süresince bu denizaltılar Müttefikler’in 23.351 ticaret gemisini batırdı. Buna karşılık 782 Alman Denizaltısı yok edildi.
Kuzey Afrika Çıkarması:
Müttefiklermihver güçlerini yenmek içinönce Almanya’yı yenmek gerektiğini düşünüyordu. 1942’de Kuzey Avrupa’yı geri alacak güçleri olmayan Müttefikler düşmanı önce Kuzey Afrika’dan sürmeye karar verdiler. Bu nedenle General Dwight D. Eisenhower komutasındaki İngiliz ve ABD askerlerinden oluşan 100 bin kişilik bir kuvvet Fas ve Cezayir kıyılarına çıkarma yaptı.
Bu ülkelero sırada Vichy Fransa’sının denetimindeydi. Vichy yönetimi önce bu çıkarmaya karşı çıktıysa da hemen ardından Müttefler’le işbirliğine girdi. Müttefikler önce doğuya Tunus’a doğru ilerledi ama Akdeniz üzerinden hava ve deniz yoluyla getirilen güçlü Alman birliklerince durduruldu.
1943 Ocak ayı sonunda Montgomery’nin ordusu Batı Çölü’nü geçerek Tunus’a girdi. Zorlu çarpışmalardan sonra Müttefik orduları Mayıs 1943’te Alman ve İtalyan kuvvetlerini çökertti ve Mihver ordularının ancak küçük bir bölümü esir düşmekten kurtulabildi.
Müttefikler Kuzey Afrika’daki başarılarını 1943 Temmuz’unda Sicilya’yı işgal ederek sürdürdü. Bu harekat limanları ele geçirerek değil açık plajlara asker çıkararak yürütüldü. Daha önce önemli yol ve köprüleri ele geçirmek üzere planör ve paraşütlerle hava birlikleri indirilmişti. Ağustos’un ortalarında ada ele geçirildi.
Sicilya’nın yitirilmesi ve İtalya’nın Müttefikler’ce bombalanması İtalya diktatörü Bento Mussolini’yi çekilmeye zorladı. Eylül başlarında İtalya teslim oldu ve Malta’daki donanmasına el kondu. Bu olay İtalya’da Müttefikler ile Almanlar’ı karşı karşıya bıraktı.
Müttefik güçler 3 Eylül’de Güney İtalya’ya birkaç gün sonra da Salerno Körfezi’ne çıktılar. Almanlar inatla direndiler. Ekimde Napoli’ye ulaşan Müttefikler yarımadanın ortalarında güçlü bir Alman savunması tarafından durduruldu.
1944 Ocak’ında Müttefikler Anzio’ya çıkarak bu savunma hattının ardına geçmeye çalıştılar. Aynı zamanda bu hattın asıl güçlü noktası olan Cassino’ya yönelik saldırılar düzenlediler. Müttefikler Polonya birliklerinin Cassino’yu almasından sonra Anzio’daki kuvvetlere katılmak üzere kuzeye doğru ilerlemeyi başardılar. 4 Haziran’da Roma alındı.
Avrupa’da Savaşın Sonu:
İtalya’daki Müttefik güçler 13 Ağustos 1944’te Floransa’yı aldı. Almanlar bunun üzerine Pisa ile Rimini arasında bir savunma hattı oluşturarak kış gelene kadar burada tutundular. Nisan 1945’te Müttefikler Po Irmağı’nı geçti ve Alp Dağları’na doğru ilerledi. İtalya’da Almanlar 2 Mayıs’ta teslim oldular. İki gün sonra da Müttefikler Avusturya’dan güneye doğru ilerleyen ABD askerleriyle buluştu. SSCB birlikleri ise 1944 Haziran’ında Doğu Avrupa’da bir harekat başlattı. Temmuz sonunda Varşova’nın karşısında Vistül Irmağı’nın doğu kıyısına geldiler. Daha güneyde SSCB ordu Romanya ve Bulgaristan’ı aldı. Finlandiya eylülde düştü. Ağustosta SSCB orduları iki koldan ilerlemeye başladı. Biri Baltık Denizi’nin doğu kıyıları boyunca öbürü de Tuna vadisi üzerinden Macaristan’a doğru hareket etti. Almanlar bu ilerlemeyi durduramayarak geri çekildiler.
1945 başlarında Almanya’nın artık uzun süre savaşamayacağı ortaya çıkmıştı. Müttefik liderler ABD Başkanı Roosevelt İngiltere Başbakanı Churchill ile SSCB’nin önderi Stalin Kırım’daki Yalta kentinde toplandılar ve Almanya’nın koşulsuz olarak teslim alınması konusunda anlaştılar. Ayrıca savaş sonrası Avrupa’ya ilişkin planlar da yaptılar. Ocak 1945’te SSCB askerleri Oder Irmağı’nı Budapeşte’ye Nisan başında da Viyana’ya girdiler ve Berlin’e doğru ilerlediler. 25 Nisan’da Berlin’i kuşattılar. Kentin merkezinde ki bir yer altı sığınağından savunmayı yönetmekte olan Hitler savaşı kaybettiğini anlayınca 30 Nisan’da intihar etti. Amiral Karl Dönitz’i kendi yerine atamıştı.
Dönitz’in temsilcileri Reims’e Müttefikler’le görüşmeye geldi. Batıda Müttefikler’e teslim olmayı; ama doğuda SSCB’ye karşı savaşı sürdürmeyi istiyorlardı. Eisenhower Almanlar’ın her yerde koşulsuz teslim olmaları konusunda ısrar etti. Almanya’nın teslim olması 8-9 Mayıs 1945’te gece yarısı gerçekleşti.
Japonya’nın Teslim Olması:
ABD Japonya’nın kıyı kentlerini yoğun bir biçimde bombaladığı sırada Başkan Truman Japonlar’ın direnişini kırmak ve savaşı kısaltmak gerekçesiyle atom bombası kullanmaya karar verdi. Atom bombası ABD’de gizlice geliştirilen ve büyük yıkım gücü olan bir silahtı. 6 Ağustos 1945’te ABD hava kuvvetlerinin bir bombardıman uçağı Hiroşima kenti üzerine ilk atom bombasını attı. 3 gün sonra gücü azaltılmış bir atom bombası da Nagasaki’ye atıldı. Bu bombalar Hiroşima’da 200 bin Nagasaki de ise 80 bin sivlin ölmesine ve on binlerce kişinin yaralanmasına yol açtı. Bu kentler büyük ölçüde yıkıldı; bitki örtüsü çok zarar gördü. Atom bombasının yol açtığı radyasyon etkisi yıllarca. Radyasyon nedeniyle insanlar; daha sonra sakatlandılar ve öldüler. Uzun yıllar sonra bile özürlü çocuklar doğdu 8Ağustos’da SSCB de Japonya’ya savaş açtı ve Japonlar’ın elinde bulunan Mançurya ve Kore’yi işgale başladı. Bunun üzerine Japonya 2 Eylül’de resmen teslim oldu ve 2. Dünya Savaşı sona erdi.
Savaş ve Türkiye:
Türkiye II. Dünya Savaşı’na katılmadı. Ama savaş boyunca izlediği yansızlık siyasetinde zaman zaman büyük güçlüklerle karşılaştı. Türkiye 1939’da savaş olasılığının iyice artması üzerine toprak bütünlüğünü korumaya yönelik ittifak anlaşmaları sağlamak amacıyla bazı girişimlerde bulundu. Almanya ve İtalya’nın saldırgan tutumları karşısında doğal olarak bu girişimler İngiltere Fransa ve SSCB’ye yönelikti. İlk görüşmeler sonucu 12 Mayıs 1939’da İngiltere’yle 23 Haziran’da Fransa’yla Türkiye’nin de “Barış Cephesi” içinde yer aldığını açıklayan ortak bildiriler yayımlandı. Bunu SSCB’yle de benzeri bir anlaşma sağlanması yolundaki çabalar izledi. Ama SSCB’nin 23 Ağustos’ta Almanya’yla bir saldırmazlık anlaşması imzalaması karşısında Türkiye’nin çabaları boşa çıktı.
Bu durumlar üzerine İngiltere ve Fransa’yla ilişkiler daha da sıklaştırıldı ve 19 Ekim 1939’da Ankara’da Türkiye-İngiltere-Fransa ittifak anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre Türkiye bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa İngiltere ve Fransa yardımda bulunacak buna karşılık Avrupa’da çıkacak bir savaş Akdeniz’e yayılırsa Türkiye de İngiltere ve Fransa’ya yardımda bulunacaktı. Savaşın Balkanlar’a doğru yayılma eğilimi göstermesi üzerine Türkiye Balkan Antantı’na bağlı ülkelerle de işbirliğini güçlendirmeye çalıştı. Ama Şubat 1940’ta Belgrad’da toplanan Balkan Antantı Bakanlar Konseyi bu yönde olumlu bir karar alamadan dağıldı. 10 Haziran 1940’ta İtalya’nın da katılmasıyla savaş Akdeniz’e yayılınca Türkiye’nin 1939 Ankara Anlaşması’yla üstlendiği yükümlülükler gündeme geldi. Ne var ki Fransa’nın kısa bir süre sonra teslim olması İngiltere’nin de bu konuda ısrarlı davranmaması Türkiye’yi savaştan uzak tuttu.
Alman orduları 1941 ortalarına doğru Balkanlar’ı tümüyle ele geçirince Türkiye’nin de Alman istilasına uğramasından dolayısıyla Ortadoğu’daki yaşamsal önemdeki çıkarlarının tehlikeye girmesinden çekinen İngiltere Türkiye’den savaşa katılmasını istedi. Bu sırada SSCB’ye saldırmaya hazırlanan Almanya da güney kanadını güvenceye almak amacıyla Türkiye’ye bir saldırmazlık anlaşması önerdi. Türkiye bunu hemen kabul etti. 18 Haziran 1941’de imzalanan bu anlaşma Türkiye’nin savaş dışı kalma siyasetinde yeni bir aşama oldu. Bunu 10 Ağustos 1941’de SSCB ile İngiltere’nin ortak notası izledi. Savaşın iyice yoğunlaştığı bu dönemde her iki ülke Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını bildiriyorlardı. Buna karşılık Türkiye’den 1936 Montrö (Montreaux) Sözleşmesi’ni tam olarak uygulayarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarını savaş gemilerine kapalı tutmasını istiyorlardı.

1942’de hem Almanya’nın hem de İngiltere’nin başını çektiği Müttefikler’in Türkiye’yi savaşa sokmak için baskı uyguladıkları bir yıl oldu. Türkiye çeşitli gerekçeler ileri sürerek bunların hepsini geri çevirdi. Ama 1943’te Müttefikler’in üstünlüğü belirince İngiltere bu kez savaşın bir an önce bitmesine katkıda bulunmak ve zaferin nimetinden pay almak gibi görüşlerle Türkiye’yi Müttefikler’in yanında savaşa sokmaya çalıştı. Churchill bu amaçla 30 Ocak 1943’te Adana’ya gelerek İsmet İnönü’yle görüştü. İnönü Churchill’in Türkiye’nin en geç Ağustos 1943’te savaşa katılması isteğine karşı bunun gerekli silahların savaş araç ve gereçlerinin verilmesi durumunda olanaklı olabileceğini söyledi. Bu konudaki görüşmeler sürerken Müttefikler 14-24 Ağustos tarihlerinde Kanada’nın Québec kentinde 19-30 Ekim’de de Moskova’da düzenledikleri toplantılarda Türkiye’yi savaşa katmak yolundaki baskıyı arttırma kararı aldılar. 28 Kasım-2 Aralık tarihlerinde bir doruk toplantısı yapan Churchill Roosevelt ve Stalin de bu kararı onayladı. Bunun üzerine Churchill ve Roosevelt 3 Aralık 1943’te İsmet İnönü’yü Kahire’ye davet ederek bu konudaki kesin isteklerini ilettiler ve Türkiye’nin Şubat 1944’te savaşa katılmaması durumunda her türlü yardımı keseceklerini bildirdiler. İsmet İnönü’nün askeri ve stratejik gerekçelerle savaşa katılmayı reddetmesi üzerine Mart 1944’te İngiltere Nisan 1944’te de ABD Türkiye’ye askeri yardımı durdurdu. Diplomasi alanında da baskılar sürüyordu. Bu baskılara bir süre daha direnen Türkiye savaşın gidişinin iyice belirginleşmesi üzerine 2 Ağustos 1944’te Almanya ile siyasal ilişkilerini kesti. Bunu 6 Ocak 1945’te Japonya ile ilişkilerini kesmesi izledi. Ardından Müttefik liderleri Şubat 1945’te toplanan Yalta (Kırım’da) Konferansı’nda yeni kurulacak Birleşmiş Milletler’e yalnızca 1 Mart 1945’e kadar Almanya’ya savaş açmış ülkelerin katılmasını içeren bir karar aldılar. Bunun üzerine Türkiye 23 Şubat 1945'te Almanya’ya savaş ilan etti. Bu sırada Almanya’nın yenilgisi kesinleşmiş olduğundan fiilen savaşa girmedi.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
I. Dünya Savaşı -Geniş Açıklama !! Kolera Türk Tarihi 0 11-21-2008 08:53 PM
2.Dünya Savaşı hakkında Fresa e - book 0 11-07-2008 03:12 PM
I. Dünya Savaşı (Birinci Dünya Savaşı) canozum Dünya Tarihi 0 03-22-2007 12:33 PM
1. Dünya Savaşı Nedenleri Lincoln Dünya Tarihi 1 03-01-2007 06:20 PM
1. Dünya Savaşı ve Osmanlı Lincoln Türk Tarihi 0 02-28-2007 07:02 PM


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:37 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO