Ateş Hattı icinde TÜRKİYE’NİN “HAZIM KAPASİTESİ” BİTTİ konusu , TÜRKİYE’NİN “HAZIM KAPASİTESİ” BİTTİ Türkiye’de kamuoyu uzun yıllar boyunca Avrupa Birliği’nin kendisine verdiği sözlere inandı. Kamuoyu Avrupa Birliği’nin gerçekten de Türkiye’nin tam üyeliğini arzu ...
|
|||||||
| Kayıt ol | All Albums | Üye Listesi | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||||
|
TÜRKİYE’NİN “HAZIM KAPASİTESİ” BİTTİ
TÜRKİYE’NİN “HAZIM KAPASİTESİ” BİTTİ Türkiye’de kamuoyu uzun yıllar boyunca Avrupa Birliği’nin kendisine verdiği sözlere inandı. Kamuoyu Avrupa Birliği’nin gerçekten de Türkiye’nin tam üyeliğini arzu ettiğini ve katılım müzakerelerinin bunun için yapılacağını düşündü. Avrupa Birliği Türkiye’de daima çağdaşlaşma ve gelişme ile eşanlamlı olarak görüldü. Ancak Almanya’da yerleşik ABD kökenli Marshall Fonu ve İtalyan vakfı Compagnia di San Paolo tarafından gerçekleştirilen kamuoyu araştırmasına göre Türkler Avrupa Birliği’ni artık önemsemiyor. Yapılan kamuoyu araştırmasına göre Avrupa Birliği üyeliğinin “iyi bir şey” olduğunu düşünen Türklerin oranı sadece %40 civarında. Bu oranın geçtiğimiz yıl %54 ve bugünden üç yıl önce %73 olduğunun üzerinde durmak lazım. Marshall Fonu’nun Brüksel’deki ofisinin başkanı ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Asistanı Ronald Asmus şöyle diyor: “Eğer Türkiye’nin Avrupalılığı ve Batı’ya bağlı kalması önemliyse araştırmanın bulduğu rakamlar iyi haber değil. Bu rakamlar üzüntü verici.” Türkiye’nin 1960’lı yıllardan bu yana Avrupa ile bütünleşme için çaba harcadığı düşünüldüğünde söz konusu rakamların neden bu derece düştüğüne üzülmek yerine hala bu kadar yüksek bir seviyede olduğuna şaşırmak gerekir. Avrupa Birliği’nde yer alan bütün belli başlı üye ülkelerin “Türkiye karşıtlığı” ile seçmenlerinden oy istemesi ve her zirve dönemi öncesinde artık gelenekselleşen bir şekilde Birlik kurumlarının ve kasabasından Brüksel’e Avrupa siyaseti yapması için gönderilen politikacıların manşet ihtirası ile verdiği demeçler düşünüldüğünde söz konusu rakamların “inanılmaz derece yüksek” olduğunu kabul etmek gerekir. Son olarak Nicholas Sarkozy’nin Bonapartist politikaları ve adeta Akabe önünde ordusunu toparlamaya çalışan Napolyon’a özenen üslubu ile yaptığı açıklamalar bu rakamların daha tatminkâr olmasına müsaade edemez. Ancak söz konusu kamuoyu araştırmasının sonuçlarının değerlendirilmesinde Avrupa basınında göze çarpan ciddi bir hata var. Avrupa basını Türkiye’nin batıdan ve Avrupa’dan uzaklaştığı yorumlarına yer veriyor. Hâlbuki bu değerlendirme doğru değil. Anket sonuçları Türkiye’nin Avrupa’dan uzaklaştığını göstermiyor. Ama kendisini doğal olarak batıda görmekle birlikte “batı dünyasının bir detayı” olan Avrupa Birliği’ne soğuk baktığını gösteriyor. Eğer herhangi bir kimse Türklerin Avrupa Birliği’ne daha sıcak bakmasını arzu ediyorsa o zaman Türkleri buna ikna etmeli. Örneğin Türkiye’nin gerek terörizm ile mücadelesinde gerekse ekonomik krizde neden yalnız bırakıldığını izah etmeli. Şayet bu mümkün değilse neden Türkiye’nin haklı olduğu Kıbrıs meselesinde baskı altına alınmak istendiğini açıklamalı. Veya temel seviyede coğrafya ve hukuk bilgisinden yoksun bir biçimde ortaya atılan “Türkiye’nin topraklarının küçük bir kısmının Avrupa’da olduğu için” tam üye yapılmamasını savunmanın ahlakı tarif edilmeli. Belki aynı mantıkla Kıbrıs’ın üyeliği de aydınlığa kavuşturulabilir. Hatta geçen yaklaşık 50 yılın sonunda “meğerse Türkler Müslümanmış” diye düşünerek Türkiye’nin “Hristiyan kökleri olan” Avrupa Birliği’ne “Avrupa Birliği’nin asla bir Hristiyan Kulübü olmadığını savunarak” tam üye olmasını engellemeye çalışmanın hangi mantık kuralına dayandığı söylenebilir. Yüksek erdemlere ve değerlere dayanan Avrupa Birliği’nin Darfur’da ve Bosna’da olanlara bakış açısı ile eşsiz Irak politikası ile Yunanistan’daki Türk ve diğer azınlıkların durumu ile ve Almanya’da dövülen öldürülen ve ülkeyi terk etmeye zorlanan yabancıların hali ile bir yorum getirilebilir. Kamuoyu araştırması Türklerin %74’ünün ABD’nin liderliğine karşı çıktığını ve %83’lük bir kesiminin ABD Başkanı Bush’un politikalarına “tamamen karşı” olduğunu söylüyor. Bu rakamlar ABD’de de yüksek. Belki Türklerin sadece %40’ı Avrupa Birliği’ne tam üye olmanın iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Ama bu durum çoğu Avrupa ülkesinde de bundan farklı değil. Türk kamuoyunun çoğunluğu Avrupa Birliği’ne tam üye olacağına da tam üyeliğin iyi bir şey olduğuna inanmıyor. Çünkü Türk kamuoyu Avrupa Birliği’nin yalancı ve çıkarcı olduğunu düşünüyor. Türk kamuoyunun yaşadıkları ona bunu düşündürüyor.
__________________
[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Olunun!!..] [Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Olunun!!..] |
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Milattan Sonraki Türk Göçleri, “Fetih” ve “Sızma” Yöntemleri | Kolera | Türk Tarihi | 0 | 11-21-2008 08:40 PM |
| KOSOVA’NIN “NİHAİ GERGİNLİĞİ” | tcaner | Ateş Hattı | 0 | 10-04-2007 06:16 PM |
| ENFANT TERRIBLE VE “AKKA’NIN RÖVANŞI”! | tcaner | Ateş Hattı | 0 | 05-25-2007 11:02 AM |
| VİYANA’NIN “ORTODOKS KARTI” | tcaner | Ateş Hattı | 0 | 05-09-2007 12:16 PM |
| Kur’ân’ın ilk âyetinin “OKU” diye başlamasındaki hikmet nedir? | canozum | Din ve İslamiyet | 0 | 03-13-2007 03:50 PM |