Ateş Hattı katogorisi içinde KİMSENİN KAYBETMEDİĞİ SAVAŞ Konusu Kafkasya’da yaşanan yüksek tansiyon ve kan banyosu dünyaya bir şok yaşattı. Küreselleşmenin doğal sonucu olarak yeryüzündeki neredeyse bütü...
|
|||||||
| Kayıt ol | All Albums | Üye Listesi | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
|
KİMSENİN KAYBETMEDİĞİ SAVAŞ
Kafkasya’da yaşanan yüksek tansiyon ve kan banyosu dünyaya bir şok yaşattı. Küreselleşmenin doğal sonucu olarak
yeryüzündeki neredeyse bütün ülkeler savaşı hemen kendi sınırında hissetti. Genellikle bu tür gelişmelerin devamında “kazananlar” ve “kaybedenler” listeler halinde yayınlanır. Ama bu savaşta kaybeden olmadı. Rusya Federasyonu… Kremlin sınırında yaşanan bir oldu-bittiye zamanında müdahale etti ve sınırlarının ötesinde kendi aleyhine herhangi bir gelişmeye izin vermeyeceğini açıkça gösterdi. Batının ve dolayısıyla NATO’nun doğrudan desteğine sahip olan bir ülke ile savaşarak bölgesel ihtilaflarda -gerektiğinde- askeri olanaklarına başvurabileceğini kanıtladı. Uluslararası toplumun tutumunu ve dünya devletler sistematiğindeki girişimleri göz ardı etmedi. Harekâtı zamanında başlattı ve zamanında durdurdu. Bu savaş kuşkusuz Rusya’nın yanında yer almayan komşuları için de her zaman dikkate alınacak bir deneyim oldu. Ancak Rusya kendi hareket serbestisinin limitine ulaştı… Bu arada ateşkesten sonraki tutarsız durumu Rusya’nın dünya kamuoyu nezdindeki itibarını olumsuz etkiledi. Gürcistan… Gürcistan Devlet Başkanı Sakaşvili oldu. Sakaşvili Olimpiyat Oyunlarının gölgesinde 15 yıl önce tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya'yı yeniden kontrolü altına almak için yıldırım hızıyla savaşa girdi. Kimse bu küçük devletin Rusya’yı yenmesini beklemiyordu. Gürcistan Rusya’ya Güney Kafkasya’da ayağını sağlam basamayacağını ayrıca sınırlı imkanlarına rağmen Rusya’ya meydan okuyarak ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceğini gösterdi. Gürcistan Rusya için “eyerin altındaki diken” olmaya devam edecek. Tiflis yönetimi böylelikle hem batıdan aldığı desteği artırdı hem de iç sorunlarını bir süreliğine ertelemeyi başardı. İkinci gündeki “ateşkes talebi” ve üçüncü gündeki “dünyaya yardım çağrısı” karşılık buldu. Tiflis “Davud ile Calud” (veya David ile Goliath) oyununda dış destek ile de olsa bedeli yüksek de olsa başarı kazandı. Kafkasya’daki denge bozuldu. Rusya artık Kafkasya için daha çok kaygılanmalı. Amerika Birleşik Devletleri… Washington kriz boyunca kararlı bir tutum izledi. Bush Rusya'nın eylemlerinin Gürcistan ile çatışmaların “dramatik ve acımasız bir biçimde” büyümesine yol açtığını belirterek “bu eylemler 21'nci yüzyılda kabul edilemez” dedi. Bush krize ağırlığını koydu ve Kafkas Sıradağları’nın ardına (Zakafkasya) itmekte kararlı olduğunu ortaya koydu. Kafkasya’da “ABD’ye rağmen” herhangi bir açılım olamayacağını gösterdi. ABD Rusya’yı Kafkasya’da Büyük bir olasılıkla Medvedev’in birliklerine “dur emri” vermesinin arka planında Bush’un “Rusya bağımsız bir komşu ülkeyi işgal etti ve bu ülkenin demokratik olarak seçilmiş hükümetiyle halkını tehdit ediyor” şeklindeki açıklaması var. ABD’nin Rusya’dan “çatışma bölgesinden güçlerini çekmesi” “askeri statükoyu 6 Ağustos'tan önceki duruma çevirmesi” ve “güç kullanmaktan kaçınması” yönündeki talebi sonucu belirledi. Avrupa Birliği… Brüksel savaş sırasında kendisinden beklenmeyecek derecede hızlı hareket etti ve sevenlerine gurur verecek bir performans ortaya koydu. AB-Rusya ilişkileri dikkate alındığında AB’nin yine bir gözünü kapaması bağlayıcı olmayan kararlar alması ve risk almaktan kaçınması beklenirdi. Daha önce -dünyadaki ve Avrupa’daki- soykırımlara karşı sessiz ve yetersiz kalan AB bu defa etkili oldu. Hem Avrupa kurumları hem de Avrupa liderleri inisiyatif üstlendiler ve savaşın durdurulmasına katkı sağladılar. Bu durum AB ile Almanya üzerinden çok güçlü bağlar kuran Rusya açısından kaygı verici olabilir. Çünkü son durum Avrasya’da Berlin-Moskova (veya Brandenburg- Kremlin) ekseninin de Avrupa-Rusya ortaklığınında kapsamının “artık daha dar” olduğunu gösteriyor. Türkiye… Ankara Soğuk Savaşın sona ermesinden sonra klasik Sovyet tehdidinin ortadan kalkması ile küresel jeopolitik değerlendirmelerde geri plana düşmüştü. Ankara 11 Eylül’ün sonrasında bu konumunu kısa bir süre için iyileştirse de Irak Savaşı ile beraber “cephe ülke” konumundan “kanat ülke” konumuna geçerek “cephe hattının gerisine düştü”. Bununla birlikte Yeni cephe ülkeleri olarak görülen Irak ve Gürcistan’daki mevcut durum halen Türkiye’nin “artık ileri karakol olmasa da” periferisinde ve içinde yer aldığı coğrafyalarda “daha etkin olmasının” küresel süreçlerin gereği olduğunu gösteriyor. Türkiye bütün süreçte doğru bir konumda yer aldı. Her iki tarafla da temaslarda bulundu. Taraflara soğukkanlı itidalli ve diyaloga açık olmayı telkin etti. Sıklıkla “bölgedeki güvenlik ikliminin önemli ölçüde bozulmasına yol açan çatışmaların Güney Kafkasya'nın barış ve istikrarına ciddi tehdit oluşturduğunu” vurguladı. İnsani yardım için hazır olduğunu açıkladı. Ali Babacan çok sayıda sivilin de hayatını kaybettiği çatışmalardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve Türkiye'nin çatışmalardan etkilenenlere insani yardım sağlamaya hazır olduğunu bildirdi. Ankara bu tutumu ile “kriz sonrası dönem” için bölgede hayata geçirilen ve geçirilmesi gereken yeni siyasi ve iktisadi işbirliği mekanizmaları için doğru bir adres olacağının işaretini verdi. Nitekim Kafkas Paktı fikri belki kısa vadede sonuç vermeyecek ama tasarlandığından daha dar kapsamlı bir katılım ve daha keskin hatlarla hayata geçebilir. Türkiye açısından kriz sonrası dönemde gündeme gelebilecek pürüz ABD’nin Karadeniz’de etkinlik kazanması olur. Azerbaycan… Güney Osetya ile ilgili gelişmeler Bakü’yü de olumlu yönde etkileyebilir. Azerbaycan Karabağ'daki Ermenistan işgali nedeniyle Gürcistan ile benzer şartlara sahip. Güney Osetya’daki ve Karabağ’daki ayrılıkçı güçlerin destekçileri aynı kaynaktan besleniyor. Bakü Tiflis’in edindiği deneyimlerden ve uluslararası toplum ile devletler sistematiğinin Güney Osetya’daki tutumundan bazı dersler çıkaracaktır. Abhazya... Gürcistan’dan kopmaya çalışan Abhazya’nın Kafkasya denklemlerinden rolü daha iyi görüldü. Gürcistan ile Rusya arasındaki savaş refleksif bir biçimde “ Abhazya Cephesi’ni” açtı. Ruslar Abhazya üzerinden operasyonlar düzenledi. Hatta Rusya Abhazya'daki Gürcü askerlerine silahlarını bırakmaları için ültimatom verdi. Gürcistan Rusya'nın silahların bırakılması yönündeki çağrısını kabul etmedi ve bunun üzerine Rus birlikleri sınır kenti Zugdidi'ye doğru ilerlemeye başladı. Rus uçaklarının Abhazya topraklarında kalan ancak Gürcistan'ın denetiminde olan Yukarı Kodori Deresi'ni de bombaladı. Rusya ayrıca Karadeniz’de Abhazya sahillerinde güvenlik şeridi oluşturdu. Rusya güvenlik şeridine girecek tüm Gürcü gemi ve uçaklarını imha edeceğini açıklayarak kararlılığını gösterdi. Bundan başka Rusya Gürcistan'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ülkenin diğer sorunlu bölgesi Abhazya'daki asker sayısını 9 bine zırhlı araç sayısını da 350'ye yükseltti. Osetya ile Abhazya için geçerli olan “bileşik kaplar teorisi” Kafkasya’da bundan sonraki ihtilaflarda da ağırlığını gösterecek. Abhazya bu kriz ile hedeflerine hiç olmadığı kadar yaklaştı. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü… Soğuk Savaşın bitmesinin ardından NATO’nun varlık nedeni tartışmalı bir hale gelmişti. Savunma amacı ile İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan örgüt üye devletlerin birinin saldırıya uğraması durumunda diğerlerinin saldırgan ülkeye karşı işbirliği içinde savaşmasını öngörüyor. NATO'nun amacı; barış düzenini uluslararası güvenliği sosyal gelişmeyi üye ulusların özgürlüğünü korumak olarak özetlenebilir. Doğu Bloku’nun çökmesinden sonra 90’lı yıllarda “kriz yönetimi” “barış kurma ve koruma faaliyetleri” ile “kontrollü silahlanma” NATO’nun gündemini oluşturdular. Yine bu dönemde BM ilkelerinin barışçı yollardan kullanılarak çatışma risklerinin düşürülmesini öngören AGİT hayata geçirildi. NATO üyesi olmayan ülkeler ile irtibat güçlendirildi. “Barış İçin Ortaklık” ve “İstikrar Gücü” projeleri NATO’nun daha esnek bir yapıya geçişi ile önemli gelişmeler sağlandı. 1996’da “ortak görev gücü” konsepti ile küresel şartlara uyum sağladı. 1997’de “NATO İşbirliği Konseyi” “Avrupa Atlantik Ortaklık Konseyi’ne” dönüştürüldü. Devamında “NATO-Rusya Konseyi” kuruldu. Son dönemde NATO’nun öncelikleri arasında bölgesel ihtilaflar ve küresel terörizmle mücadele ön plana çıktı. Kosova’daki başarının ardından 2004’te Bulgaristan Estonya Letonya Litvanya Romanya Slovakya ve Slovenya üye oldu. 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan katılımını gerçekleştirecek. Ukrayna ve Gürcistan da ileride NATO üyesi olacaklar. Osetya’da yaşananlar NATO’nun işlevselliğinin bitmediğini aksine NATO’nun güçlendirilerek daha aktif hale getirilmesi gerektiğini gösterdi. ![]()
__________________
![]()
|
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ALLAH KİMSENİN HAKKINI KİMSEDE BIRAKMAZ | mangaozan | Enteresan Olaylar | 0 | 06-16-2008 02:22 PM |
| Savaş Ve Papatya | canozum | Deneme | 0 | 08-02-2007 08:44 PM |
| Savaş Ay | canozum | Biyografiler | 0 | 07-27-2007 04:32 PM |
| SAVAŞ | KLEOPATRA | Rüya Tabirleri | 0 | 03-31-2007 11:17 AM |
| SAVAŞ VURAL | Fresa | Biyografiler | 0 | 03-12-2007 03:46 AM |
