KeyifKafe

AVRUPA’NIN DERİN SIĞLIĞI

Ateş Hattı icinde AVRUPA’NIN DERİN SIĞLIĞI konusu , AVRUPA’NIN DERİN SIĞLIĞI Avrupa ülkeleri ABD ve Asya ile rekabet edebilmek için önümüzdeki 20 yılda 20 milyon göçmene kapılarını açacak. Avrupa Birliği bir taraftan kapısını göçmenlere kapatırken diğer taraftan aralıyor. ...


Go Back   KeyifKafe > Günlük Haber > Ateş Hattı

Kayıt ol All Albums Üye Listesi Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
  #1 (permalink)  
Alt 10-02-2007, 11:07 AM
tcaner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
tcaner tcaner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Vip üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4.249
AVRUPA’NIN DERİN SIĞLIĞI

AVRUPA’NIN DERİN SIĞLIĞI
Avrupa ülkeleri ABD ve Asya ile rekabet edebilmek için önümüzdeki 20 yılda 20 milyon göçmene kapılarını açacak. Avrupa Birliği bir taraftan kapısını göçmenlere kapatırken diğer taraftan aralıyor. Avrupa Birliği’nin Komisyon üyesi Franco Frattini “göç bir tehdit değildir iyi yönetildiğinde bir zenginleşme yoludur ve günümüz dünyasının kaçınılmaz bir olgusudur” diyor.

Frattini Avrupa’nın diğer ülkelerden iyi eğitimli ve tecrübeli işgücünü almak istediğini bu sözlerle ortaya koyuyor. Almanya İtalya ve Macaristan'ın yaşlanan nüfusları nedeniyle en fazla göçe ihtiyaç duyan ülkeler durumunda. Frattini önümüzdeki ay Avrupa'da “mavi kart” uygulamasına geçileceğini ve bu şekilde ABD'nin yeşil kartı ile rekabet edileceğini söylüyor.

Vasıflı işçiler bu karta iki yıl süreliğine başvurabilecek ancak süre uzatılabilecek. Beş yıl boyunca bir Avrupa Birliği ülkesinde kalanlara ise vatandaşlık hakkı tanınacak. Komisyon bazı Afrika ülkelerinde göçmenlik için merkezler kurulacak ve isteyenler bu merkezler vasıtasıyla Avrupa'daki işler için başvurabilecek.

Avrupa Birliği'nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu kıta nüfusunun giderek yaşlanmasından doğan işgücü açığını kapatmak amacıyla göçmenlere ilişkin yasaların köklü biçimde yeniden gözden geçirilmesini planlıyor. Ancak Komisyonun bu yaklaşımı Avrupa Birliği’nin genelinde kabul ve destek görse de Avrupa’nın kimliğine damgasını vuran çifte standarda da işaret ediyor.

Avrupa kurumları göçü –Türkiye’nin Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerinin paralelinde- neredeyse lanetlediler. Avrupa göç konusunu –müktesebatına rağmen- din dil ırk ve etnisite temeline oturttu. Avrupa’da yaşamak ve çalışmak isteyen ve Avrupalı olmayan –veyahut olmadığına inandığı – herkesi neredeyse Avrupa’nın zenginliğine göz diken ve mutluluğuna kast eden şuursuz güruhlar gibi gösterdi. Hatta Fransa’nın ülkeye gelecekler için DNA testi istemeye vardırması bunun doğal sonucu oldu. Bugün Hristiyan ve kökeni Avrupa kökenine dayanmayan bir kimsenin Avrupalı sayılabilmesi bir hayli güç.

Halbuki Avrupa Birliği kendisini yakın zamana kadar erdemle hikmetle idealler ile ve değerler ile tarif ederdi. Ama kısa bir süredir akarsularla sıradağlarla ve coğrafi kavramlar ile tanımlayacak derecede “derin bir sığlığa” düşmüştü. Ama Frattini’nin sözleri bu sığlığın düşünülenden daha derin olduğunu gösteriyor. Çünkü Frattini’ye göre özetle “göç Avrupa’nın işine yarıyorsa iyi bir şey”. Yani o zaman göçle gelecek olanları sevgi ve saygı ile karşılamak gerekiyor...

Avrupa Birliği’nin benzer bir tutumu Türkiye konusunda göstereceği düşünülebilir. Her ne kadar Avrupa Birliği şu dönemde Türkiye’nin Avrupa’nın tezatı olduğunu savunsa da Türkiye’nin katılımının Birliğin sonunu getireceğini söylese de Frattini’nin sözlerinden bunun da değişebileceği görülüyor. Eğer Türkiye iktisadi açıdan kuvvetlenir ve bölgesel denklemler içinde bugünkünden daha farklı bir noktaya gelirse Frattini’nin veya bir diğer Avrupa Birliği yetkilisinin Türkiye’yi tehdit olarak değil iyi planlanmış yeni bir zenginleşme kaynağı olarak gördüğünü dile getirebilir.

Elbette cevabı verilmesi gereken bir soru var; Avrupa Birliği neden yabancısı olduğu hoşgörü işbirliği ve farklı olana saygı ilkelerini hatırladı ve benimsedi? Bu sorunun cevabı Avrupa Birliği’nin üzerinde oturduğu demografik bombada saklı.

Şayet Avrupa Birliği önümüzdeki 20 yılda kıtaya iyi eğitimli işgücünü çekmeyi başaramazsa yaşlanan ve azalan nüfusunun doğal bir sonucu olarak içinde ciddi iş gücü sorunlarıyla karşılaşılacak. O nedenle Avrupa Birliği’nin “20 yılda 20 milyon genç” yaratması gerekiyor her yaştan.

Aslında Avrupa Birliği’nin şartların zorlaması ile de olsa hoşgörüye ve Avrupa kültürüne ve Hristiyan köklerine sahip olmayanların da Avrupa toplumunda yer edinmesini makul karşılaması sevindirici bir gelişme. Bununla birlikte bu sevindirici gelişmenin dikkat çekici bir yönü de var;

Avrupa Birliği’nin başlatacağı mavi kart uygulaması aslında Asya’da ve Afrika’da birçok ülkenin geleceğini karartabilir. Avrupa –tarihsel süreçte- çoğu ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürdü. Birçok ülkenin neredeyse sömürülecek hiçbir şeyi kalmadı.

Bununla birlikte eski ve yeni sömürgeleri ile kuvvetlenen Avrupa Birliği giderek yaşlanması üzerine bu defa yine aynı ülkelerin insan kaynaklarına –bir diğer deyişle- beyinlerine el attı. Böylelikle Avrupa Birliği onun yüzünden geri kalan ve fakirleşen ülkelerin geriye kalan son değerli kısmını da elde edecek. Avrupa Birliği sürecini devam ettirirken diğer ülkelerin kendisini toparlanması için gereken vakit yeniden bilinmeyen bir tarihe ertelenecek.

Avrupa Birliği Asya’nın ve Afrika’nın insanlarını bir elemeden geçirecek ve işine yarayacak beyne sahip olanları Avrupa’ya kabul ederken işine yarayacak beyne sahip olmayanları ya Akdeniz’de dalgalarla ile boğuşan botlardan veya içinde nefes almanın bile mümkün olmadığı kamyonların dorselerinden yine geldikleri adrese gönderecek.

Kuşkusuz her şey daha iyi ve daha mutlu bir Avrupa ve onun temsil ettiği değerler için.

Avrupa Birliği 2025 yılında bugünkünden 25 milyon daha az nüfusa sahip olacak. Ayrıca 2025 yılında Avrupa’da bugünkünden daha fazla yaşlı ve emekli olacak. İşte o zaman Avrupa Birliği “Hristiyan köklerine” ve “ilham aldığı Roma ve Kudüs’e” rağmen dost canlısı sevecen misafirperver ve içten olacak.

Tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yıkılan ve nüfussuz kalan Almanya’da Türklerin “misafir işçi” olarak törenlerle karşılanmasının ardından şartların değişmesi ile beraber patlak veren “Türkler dışarı” sloganları gibi “Avrupa’da İslam’a hayır” gösterileri gibi “Türklere hayır” diyen siyasetçilerin oy toplaması gibi.
Avrupa yaşlı bir kıta. Avrupa Birliği elli yaşını devirdi. Ama orada çok az değişti.
__________________
[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Olunun!!..]


[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye Olunun!!..]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
AVRUPA ORTA ÇAĞ’A YUVARLANDI tcaner Ateş Hattı 0 09-18-2007 02:54 PM
AVRUPA’DA FRANKENŞTAYN KORKUSU! tcaner Ateş Hattı 0 09-07-2007 01:29 PM
AVRUPA’NIN GELECEĞİ UZAKLAŞIYOR tcaner Ateş Hattı 0 09-01-2007 10:44 AM
AVRUPA VE TÜRKİYE’NİN YOLLARI AYRILDI tcaner Ateş Hattı 0 06-30-2007 09:25 AM
AVRUPA’NIN ÇIKMAZ SOKAĞI: KIBRIS! tcaner Ateş Hattı 0 06-07-2007 09:11 PM


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:09 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO